Gürültüden Müziğe / Jacques Attali

177295

Müzikle bir şekilde ilgili olan herkesin, 180 sayfalık devri müzik turundan çok keyif alacaklarına eminim! ‘Gürültüden Müziğe’, Jacques Attali tarafından yazılmış, Gülüş Gülcügil Türkmen tarafından çevrilmiş, müziğin ekonomi-politiği üzerine eşsiz bir kitap. İlkçağlardan bugüne, müziğin zamanının ötesini nasıl görebildiğini ortaya koyuyor. Hatta bundan da yola çıkarak umutlu bir gelecek ütopyasını çiziyor…  

Kitaptan aşağıdaki alıntıları paylaşmadan edemeyeceğim. Okuyacak olana, filmin fragmanı olsun.

***

“Batı zihniyeti, yirmibeş yüzyıldır dünyayı görmeye çalışıyor. Anlamıyor ki, dünya görülmez, duyulur. Okunmaz , ama dinlenir.”

“Dünyanın gürültülerine kulak kabartırsak, insanların çılgınlığının onu hangi yöne doğru sürüklediğini, hangi umutların hala gerçekleşebileceğini, hangi Rönesansların çoktandır devrede olduğunu anlayabiliriz.”

“Müzik insan toplumlarına parallel olarak gelişir. Onlar gibi biçimlenir, onlarla değişir. Hem de onlardan önce. Belli bir koddaki bütün olasılıkları araştırır ve bunu maddi gerçeklikten çok daha hızlı yapar. Daha ileri zamanlarda görülür hale gelip kendini dayatacak ve düzeni saplayacak olan şeyleri duyurur. Müzik bir dönemin estetiğinin yankısı olmaktan öte, günceli aşar ve onun geleceğini bildirir.”

“Müzik bir ayna, bir kristal küre, insanoğlunun yaptıklarını kaydeden bir yüzey, bir eksikliğin işareti, bir ütopya parçası, her dinleyicinin kendi duygularını kaydettiği hususi bellek, bir anamnez, düzenin ve soyağacının ortak hafızasıdır; ne özerk bir etkinlik, ne de ekonomik altyapının bir ürünüdür. O, halkların ve sanatçıların, insanarın ve tanrıların, şenliklerin ve duaların ürünüdür.”

“Gürültü, müzik olduğunda, kendini aşmanın ve özgürlüğün, aşkınlığın ve hayalin, arzunun ve isyanın kaynağı haline gelir.”

“Müziksiz özgürlük de yoktur. Müzik, kendini ve başkalarını aşmaya, normlarn ve kuralların ötesine geçmeye, aşkınlık hakkında, zayıf da olsa bir fikir edinmeye teşvik eder.”

“Her müzik, bir ses düzenlemesi bir topluluğu belirleyerek, bir iktidarın bireyleriyle ilişkisini, bu iktidarın herhangi bir niteliğini yaratmak veya pekiştirmek için bir imkan oluşturur. “

“Gürültü kontrolü yoksa, iktidar da yoktur.”

“Ve işte bu sebepten, gürültü hem iktidar aracı hem de isyan kaynağı olduğundan, politika her zaman gürültü öznelerini büyük bir ilgiyle dinlemiştir. Çünkü kendini bu yolla sağlama alabilir, emirler hazırlar, isyanları engeller. Herşeyi bilmek, güçlülerin fantezisidir. Herşeyi kaydetmek ise, polislerin hayali.”

“Unutturmak, inandırmak, susturmak: Her üçünde de müzik bir iktidar biçimiydi. Korkuyu ve şiddeti unutturmak söz konusu olduğunda kutsal; düzene ve ahenge inandırmak söz konusu olduğunda gösterici,; itiraz edenleri susturmak gerektiğinde de tekrarcı.”

Tekrarlama, zamanı, hızla çoğalan nesneler halinde sınırsız olarak depolamayı mümkün kılar.İşte tekrarın an açelişkisi burada kendini gösterir: Herkes çalıştığı süreyi, başkalarının kaydını satın alacak geliri kazanmak için öyle bir harcar ki, bu gelirin kendisine sunduğu imkanları duyacak ve görecek zamanı kalmaz. Dinleyebileceğimizin üzerinde kayıt satın alırız. Dinlemek için zaman bulmayı istediğimiz, ve dinlemiş olduğumuzu hatırlamak istediğimiz kayıtları depolarız. Onları dinlemeden, öylece “duraklatılmış” “kenara konmuş” o zamana hayat vermeden önce ölmeyeceğimize kendimizi inandırmak için, bu kayıtların sessiz istifine bakarız. Yani müziğin depolanması, bir kez daha, ölüm korkusunu kovmaya çalışmaktır.

Daha genel olarak ekonominin büyümete devam etmek için, tüketebileceğimizden daha fazlasını satın almamıza, gelecekte kullanacağımız şeyler depolamamıza, fazlalıkları yığmamıza ihtiyacı vardır. Bunun için de eşyaların kullanılmamasını arzulatması, sadece biriktirmeyi bir zevk biçimi haline getirmesi ve herkesi bir koleksiyoncu gibi, bütün zevki avladıklarını seyretmekten ibaret olan birer Don Juan gibi davranmaya davet eder.”

“Kompozisyon, gösterinin reddi, susmanın reddi, hayranlıkla yetinmenin reddidir. Tekrarlamayı ve onun çağrıştırdığı ölümü durdurma arzususudur; yaşamı uzak, kutsal veya maddi bir gelecekte değil, kendi zevkinde arama arzusudur.”

“Müzik paylaşılan bir zevktir. Aynı zamanda keyif vererek mutlu olmaktır, eşlik etmektir, dans etmektir, iyi vakit geçirmektir. O zaman kompozsyon, müzisyen ile dinleyicisi arasında paylaşılan bir zevke ve her iki tarafı da aşan bir şeyin doğmasına sebep olur: Yaşamı hatırlatan birşeyin doğmasına.”

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s