Merhaba Merhamet II

penguin-looks-to-window-light-wide-hd-wallpaper

Bilgi Üniversitesi’nde, “The School of Life” derslerinden birindeydik.* Konumuz ‘merhamet’ti ve 12 Nisan tarihli yazıyı devamını getirmek üzere bırakıp, Bülent Somay’ın şu sözlerinde kalmıştık: “Adalet, intikamla merhamet arasında salınan bir sarkaçtır. İnsanda içgörü ne kadar gelişmişse adalet, merhamet tarafına o kadar yakındır.” (Merhamet: özellikle içinde hiyerarşi barındıran “acımak”tan ayrı tutarak, Latince “compassio” ya da Yunanca “empathia” sözcüklerinin ifade ettiği ‘şiddetli bir duyguyu ya da acıyı eş-hissetme’ idi)

Burada, düşünmeye başladık birlikte ve herkes kendi içinde.

Bir içgörü sorusu olarak, ‘başörtüsü yasağı’ ile ilgili 2000’lerin ortalarına geri gidip, bugüne gelme egzersizinde, nereden nereye geldiğimize baktık. Kişisel deneyimimde, bundan on yıl önce, çalıştığım eğitim kurumunun bahçesinden içeri başı bağlı ebeveyn alınmazdı, üniversitelerde başları bağlı kız öğrenciler derslerine giremezdi. En azından ben, sanki üzerimize serili puslu bir perdenin gözeneklerinden bakar, bir o tarafa bir bu tarafa sallanan sarkacımın nerede durması gerektiğinden emin olamazdım. Bunu hatırlıyorum. Bu perdeyi sıyırmak , ‘evet, ama…’ ile başlayan cümlelerden arınmak kolay olmadı. Bu içgörü turu, diğer bir adıyla hesaplaşma, konunun çevresinde sorularla birlikte 360 derecelik bir daire çizmek gibi ve yeni bir eşikten geçmek gibiydi. Bugün, güneşli bir gün gibi açık olan şey ise, kişinin özgür fikrinin ne olduğununun ve nasıl dışa vurduğunun, bir başka özgür fikir sahibi kişiyi ilgilendiren tek yönünün, onun (ve dolayısıyla kendinin) varlığını sürdürebilme hakkının ‘yanında olması’ gerektiği. Bunun adil olduğu.

Eğer bu olamıyorsa, derinlerimize sinmiş bir korkudan bahsedebiliriz. Kazanılmış özgürlükleri, yaşam biçimini, konfor alanlarını, ya da bizi biz yapan bize göre ne ise, yitirmeye dair bir korkudan…

Sonra bu korkuya bağlı olarak, “ötekinden” kaçınma davranışları gelir- ki bu davranışlar kaçınmadan başlayıp, dışlamaya, tiksinmeye, oradan da yok etmeye kadar gider…

Formül basit aslında, korku içten gelmez, öğrenilir. Gerçek de basit aslında, toplum olarak çok uzun zamandır korkmuşuz, korkmayı öğrenmişiz. Kendi içimizdeki farklılıklardan, farklılığın bir tehdit olmasından endişe etmişiz. Devlet politikaları ve iktidar gücünü bu söylemden almış, eğitim sistemleri  kendini bunu oluşturmaya adamış.

Peki, bu süreçte kimler nasıl konfor ve güvenlik alanlarımızın ötesine sürülmüş? Endişelerimizin ve beraberindeki kaçınmaların, toplum olarak bir süredir yaşadığımız herşeyin ve tüm başka kayıpların üzerindeki oluşturucu etkisi ne olmuş?

Bu soruların yanıtlarını burada konuşmak değil amacım, ancak bir kez pus perdesi kalktı mı ve içgörü pratiği başladı mı insanın başına gelenler. Sorular şeklinde tezahür eden ‘başa gelenler’… Ve bu sorularla bir içgörü pratiğinin işlemeye başlaması demek, bir başkasını devreye geçmesi ve herşeyi, sana yıllardan beri öğretilmiş tüm doktrinleri bir kez daha, üzerlerindeki maskelerden arınmış olarak karşına çıkarması demek. Maskeler arınıp, puslu perde de yere düşünce, geriye sadece “insan” kalması. Güzelim Gezi’de, kısacık da olsa, birbirinden farklı onca insanın birbiri için aynı “insanlık” endişesini duyması, ya da birbiri için aynı “insani” koşullarının yerine gelmesini istemesi gibi.

Artık kendimizi bir Ermeni meselesinin, soykırım mı, değil mi kısır tartışmasının dışına fırlatıp, bilmeyişlerimiz, bilmek istemeyişlerimizden kurtarıp, yaşananları detaylarıyla öğrenmeye gayret edip, öğrendiklerimizi gözümüzün önünde resmederek, yaşanan tüm acılara içten gelen bir ‘anlayışla’ karşılık vermenin zamanıdır. Bu ay tarih dergileri bu konuya özellikle yer veriyorlar ve yayımlanmış çok iyi kitaplar var. **

Ya da çok kritik bir seçim öncesinde, HDP’nin neyi temsil ettiğinden öte, Kürt gerçeğinin kendisini, bildiğimiz 30 çatışma yılı kadar geriye değil, gidebildiğimiz kadar geriye giderek bir kez daha okumanın, cumhuriyet tarihi boyunca, insanların temel ihtiyaçları – devlet uygulamaları- sonuçları zincirine bir kez daha bakarak, ezberlere kazınan haliyle değil, kendi gözlerimizle yeniden görmemizin zamanıdır.

Devlet politikalarının kafası karışık ancak sivil toplum olarak artan bir içgörü sürecindeyiz. Sancılı bir dönüşüm geçiriyoruz. Diğer taraftan en sancılı dönüşüm, aldanmaktan iyidir. Tabuları yıkıyoruz, diplere vuruyoruz, doğruları arıyoruz, kendimizi doğuruyoruz. Toplum olarak istem dışı paralize edilmez, bitkisel hayata girmez de ayağa kalkabilirsek, şu olağanüstü hal, pardon olağanüstü hastane koşullarından yırtıp da kendimizi dışarı atabilirsek, güzel bir Haziran sabahı… yani becerebilirsek bu bizim eserimiz olacak.

Hatta bir umut, adalet sarkacı intikam değil, merhametten yana doğru yer değiştirmiş olarak.

***

*Bilgi Üniversitesi Santral kampüste açılan “The School of Life”ta, Bülent Somay tarafından yapılan atölye çalışması

http://www.theschooloflife.com/istanbul/shop/bulent-somay-ile-merhamet.html

**Ermeni sorunu ile ilgili okuma önerileri:

  • “Ermeni Soykırımı”/ Raymond Kevorkian / İletişim Yayınları
  • “Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu” / Taner Akçam / İletişim Yayınları
  • Tarih dergileri Nisan sayılarında bu dosyaya geniş çaplı yer vermiş. Özellikle “Toplum ve Bilim”, “#Tarih”, “Birikim”
  • “Tarih ve Tevazu” / Ayşe Kadıoğlu / http://t24.com.tr/yazarlar/ayse-kadioglu-2/tarih-ve-tevazu,11702

Birkaç başka kitap…

  • “Zulüm, Özür, Uzlaşı” (Kürtler, Dindarlar, Gayrimüslimler, Aleviler…) / Ümit Kardaş, Umut yayınları
  • “Geçmişiniz İtinayla Temizlenir” / Cemil Koçak/ İletişim Yayınları
  • “Hakikat ve İnsan Hakları” / Derleyenler: Özkan Agtaş, Bişeng Özdinç / Dipnot Yayınları
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s