“In Memoriam 24 Nisan”

April24VictimsTartışmalar, iddialar, inkarlar, damıtılmış laflar, tedirgin suskunluklar; şu acı tarihsel gerçeğin yanında soluksuz kalır.

24 Nisan 1915, İstanbul’da, içlerinde şair, yazar, doktor, müzisyen, eğitimci, sanatçı, gazeteci, siyasetçilerin bulunduğu 220(235) Ermeni aydını İstanbul Emniyeti tarafından bir gece operasyonu ile evlerinden alındı, üç vagonluk özel bir trenle Ayaş ve Çankırı’ya ölüme gönderildi. Bu sayı Anadolu’daki tutuklamalarla 3000’i bulacaktı. ‘Aydın kıyımı’ bir başlangıçtı. Ardından gelecekti soyun kırımı. 2 bin yıldır bu topraklarda topraklarda yaşayan ve I. Dünya Savaşı’ndan önce sayıları yaklaşık  1.500.000 olan halktan geriye 100.000’in altında Ermeni kalacaktı. *

“In Memoriam 24 Nisan”, 22 Nisan akşamı İstanbul Kongre Merkezi’nde aydınların anısına düzenlenmişti. Konser, çok değerli Ermeni ve Türk müzisyenleri bir araya getirdi.  Tilbe Saran’ın açılış konuşmasında belirttiği gibi; “Öldürülmeselerdi, memleketimizin farklı köşelerinde daha fazla yazar, şair, mimar, sanatçı yetişecekti. Bu topraklardaki hayat sadece Ermeniler için değil, Ermeni olmayanlar için de daha renkli, daha huzurlu, daha yaşanılır olacaktı. Ve geçmişle gerçekten  hesaplaşılsaydı, 6-7 Eylül olmayacaktı, Dersim’de, Kahramanmaraş’da, Sivas’da katliamlar yaşanmayacaktı.”

22 Nisan 2015 gecesi, olağanüstü güzellikteki müziğin, şiirlerin, izleyen 4000 kişiyi buluşturduğu yerde, kaybın büyüklüğü, devletin aklı, inkarın hışmı karşısında utanmamak mümkün değildi.

Tarih Vakfı Başkanı Bülent Bilmez der ki, “Bireylerin ve toplumların tarihi gerçekleri görmeleri için, en ikna edici belgelerden ve en sağlam tarih yazımından önce, kafa ve gönül açıklığı gereklidir. İyi tarihçiyi, iyi entellektüeli ve hatta iyi yurttaşı belirleyen özelliklerden biri de zihinsel ve duygusal körlüğün söz konusu olup olmadığıdır.”**

Yine o buluştuğumuz yerde, onca kalabalıkla yan yana, göz göze, insana iyi gelen birşey vardı. 4000 kişi. Az değil. Devasa Kongre Merkezi’nde salonunu dolduran müziğe, sözlere eşlik eden kafalar ve gönüller açıktı! O akşam, dışarıda evet yağmur ama havada insanlığın var olduğuna dair umut vardı.

*Ahmet Kuyaş,  “Tehcir Kararından İnsanlık Suçuna”,#tarih Dergisi, Nisan 2015

**Bülent Bilmez,  “Yüzüncü Yılda Soykırımla Yüzleşme ve Tarihçinin Görevi Meselesi”, Toplumsal Tarih, Nisan 2015

***

Akşamın kaydına Youtube’dan ulaşılabiliyor. maxresdefault https://www.youtube.com/watch?v=pp75AEvS6pk . Kalan Müzik’e, konserin gerçekleşmesindeki payları için teşekkürler.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s