Kendimden Dışarı, Hatırlama (IV)

IMG_9759 (1)

Evimin duvarını sarsan şey

Ölümün çağrısıdır.

Dökülür sıvaları önce

Düşen birer birer yere

Örülmüş tuğlalardır.

Koşarım çocukluğumun bahçesine

Kalırım çıplak ve teslim ve masum

Evimden dışarı

Ölüme tanık olmak

Mahallenin sokağında

Rüzgara yüzümü dönüp

Bir diğerinin yanında durmaktır.

Kimse kimsenin değil

Herkes bir başkasının olmazsa olmazıdır.

Evimden dışarı bu bahçede,

Yapabileceğim tek şey,

Yeniden ve yeniden

Ve yeniden insan olmaktır.

Kendinden Dışarı, Oyundan İçeri (I)

children_still_play_by_chris_lamprianidis-d42ssig

Çocukların hiç bitmek istemeyen oyunları

Mahallenin sokaklarındadır.

Ölüm, uzak, henüz suskun

Oyun, yaşamın çağrısıdır.

Çocuktur, duyar çağrıyı, fırlar dışarı,

Düşe kalka, hoplaya zıplaya

Sınırsız olanaklar içinde

Başkasının eşliğinde, yeni eşiklerde

Doğmaya, doğurmaya hazırdır.

Oynamak, çıplak ve teslim ve masum olmaktır.

Ve kimse kimsenin değil

Herkes bir başkasının olmazsa olmazıdır.

Oyun sokaklardadır.

Gezidir mahalleleri

Küçüktür, bezdendir evleri

Birdir bahçeler, düşler, sözler yan yanadır

Kendinden dışarı, oyundan içeri

Bir dünya vardır.


Fotoğraf: Chris-Lamprianidis

http://chris-lamprianidis.deviantart.com/art/Children-still-play-246567256

Mahallenin Çocukları, Çocukların Oyunları

seville_by_mariusolsen-d4dxvuz

Çocukların hiç bitmek istemeyen oyunları, mahallenin sokaklarında oynanır. Mahalle, düşe kalka, hoplaya zıplaya oynanan oyunların, her edimde, sınırsız olanaklar içinde, çocuğun kendine yeni bir yer bulduğu, doğurgan bir meydandır. Gezi parkı gibidir mahalleleri. Kendilerini girip kapattıkları evler yoktur henüz. Girip çıktıkları, küçük ve bez çadırlar vardır.

Kendini oyuna kaptıran çocuk için oyun doğumun sınırsız ve sonsuz biçimlerde deneyimlediği bir alandır. Büyük bir şevk ile kendini orada bulur. Kendi üzerine rasyonel zihin kapılarını henüz kapatmamış, kendi ve dünya arasındaki sınırı henüz çizmemiş varlık olarak çocuk diğeri ile paylaştığı o oyun alanında, yan yana oynar. Oyunları, her birinin birbirine dokunan eylem ve sözleriyle deneyimler yaratmak, onun içinde de kendilerini bulmaktır.

İlk nefesinden başlayarak, dünyaya getirdikleriyle birlikte kendi dışındaki koşullara teslimiyetle başlamış bir açıklık halindedir. Fiziksel otonomisi ve dilsel becerilerinin artan kullanımıyla, kendini sınar ve meydana getirirken başkalarına ihtiyaç duyacaktır. Kendini başkalarında, oynadıkları oyunda sınar. Oyun alanında kimse kimsenin nesnesi değildir ve herkes bir iletişim noktasıdır.

Büyümekle birlikte, çitlerle çevrelenmiş bahçeler içinde kalan çadırlar önce tuğlalardan örülen evlere dönüşür. Dışarıya bakabileceğin pencereler ve içinde odaları olan evler, giderek daha fazla zamanın geçirildiği yerlere dönüşür. Evin dışına önce izin verildikçe, sonra gerektikçe çıkılmaya başlanır. Sokaklar bir yerden bir yere gitmek için kullanılır. Oyun bitmiştir. Çocukluğun başa gelmesi. Aşkın, ölümün ya da yaşamı tehdit ederek seni sokaklara fırlatacak bir durumunun başa gelmesi gibi(*), insanın kendini içinde bulduğu bir durumdur. Ve yine onlar gibi sonludur.


*Çocukluk ve oyunları ile arasında bağ kurulan kavram ve kaynaklar;

  •  Jean-Luc Nancy, The Inoperative Community, University of Minnesota Press, Minneapolis and Oxford, 1991
  • Maurice Blanchot, The Unavowable Community, Station Hill Press, 1988
  • Ferda Keskin, Bilgi Üniversitesi Felsefe ve Toplumsal Düşünce Yüksek Lisans ‘Tekillik’ ders notları

Fotoğraf: Marius Olsen / http://www.deviantart.com/art/Seville-265280651